Sezgin Kaymaz’dan Yazar Adaylarına Dokuz Öneri


1. İnternette manı manı gezinip ordan onu burdan bunu toplayıp dosyalayıp notlar alıp bilmediğiniz konularda biliyormuş gibi kitap yazabilirsiniz. Ama bu hâlâ bildiğiniz şeyi yazdığınız anlamına gelmez. Millet o sizin internetten armut gibi koparıverdiğiniz bilgiye sahip olabilmek için beş sene üniversite okuyor, mesleğe atılıp bir de üstüne tecrübe katıyor, master falan yapıyor, gene de işimiz düştüğünde “Acaba daha iyi bileni yok mu bunun?” diye kendimizi tırmalıyoruz.
İşte bunun için, bilmediğiniz konularda yazmayı boşverin. Bildiğiniz konularda yazın.
 
2. Birileri bayılsın, deli olsun diye yazmayın, yazmak istediğiniz, yazmayı sevdiğiniz için, yazarken sahiden gülüp ağlayabiliyorsanız yazın. Yazma eylemi sizden dolayıdır, ayılandan bayılandan dolayı değil.
 
3. Atölye çalışmalarına katılın eğer istiyorsanız, ama ne yazacağınızı öğrenmek için değil, nasıl yazacağınızı öğrenmek için de değil, kimin gibi yazacağınızı öğrenmek için hiç değil; değişik yazma tekniklerini görmek, öğrenmek için katılın. Ancak böyle olursa bir faydası olur.
 
4. Beğendiğiniz bir yazarı niçin beğendiğinizi sorun kendinize. Büyük bir ihtimâlle şu sonuca varacaksınız: “Çünkü ben de onun gibi yazmak istiyorum.” İşte bu olmaz. Sadece kendiniz gibi yazmalısınız.
 
5. Sonunu bilmediğiniz bir hikâyeye, romana başlamaktan korkmayın. Nasıl olsa sonunu bilmiyorsunuz, içinizden geldiği gibi yazın gitsin. Kim yakanıza yapışacak?
 
6. Güncel konularda yazmaktan kaçının. Meselâ, “Dur, tam zamanı, bir covid-19 hikâyesi döktüreyim şuraya.” demeyin, bu boş hevestir; kendinize yazık edersiniz.
 
7. Utanmayın, sıkılmayın, terbiye ve ahlâk anlayışınızı, dogmalarınızı ve önyargılarınızı kaldırdığınız gibi çöpe atın, çöp kutusunu da güzelce yakın. Sizin ne kadar da yüce bir insan olduğunuzu değil, roman kahramanlarının kim olduğunu, başlarına gelenlere nasıl tepki verdiklerini okumak istiyoruz biz. “Vay canına, ne güzel terbiyeler varmış meğer.” diye okuyacak olanlar zaten roman okumaz, biyografi okur, kişisel gelişim okur, mefkûre okur, kendi inandığı değerleri parlatan tarafgir tarih kitapları okur, ansiklopedi okur, o da olmadı, ilmihâl okur.
 
8. Yazdığınız şeyi yazmaktan hoşlanmıyorsanız büyük ihtimâlle yanlış şeyi yazmaya çalışıyorsunuzdur. Yazarken yazarı sıkan şey, okurken de okuru sıkacaktır, emin olun. Hemen kaçın oradan.
 
9. Yazacağınız şeyi eşsiz kılan yegâne şey, onun sizden önce hiç kimseciklerin aklına gelmemiş olması değildir; onun ilk defa sizin tarafınızdan yazılıyor olmasıdır. Düşünülmemiş bir konu, yazılmamış bir hikâye, söylenmemiş bir söz yoktur, “Benimki var ya işte!” derseniz kibre kapıldınız gitti demektir. Şu gök kubbenin altından seksen milyar insan geldi geçti, sizin akıl ettiğinizi kimse akıl edemedi, öyle mi?

Zindankale’den Dokuz Alıntı

Sezgin Kaymaz’ın 2004 Yılında iletişim Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşan Zindankale kitabından dokuz alıntı.